İnsan, ruh ve bedenden oluşan bir varlıktır, insan bedeninin sağlıklı kalabilmesi için, dengeli, düzenli ve devamlı beslenmeye ihtiyacı vardır. Tıpkı bunun gibi, insan ruhunun da dengeli, düzenli ve devamlı beslenmeye ihtiyacı vardır. Bedenin ve ruhun sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi buna bağlıdır.
Kandiller, ışıklarıyla sadece karanlık gecelerimizi değil, aynı zamanda manevi feyziyle de kalplerimizi ve manevi dünyamızı aydınlatan bir öz denetim fırsatıdır.
Berat kandili de, tövbe ederek yanlış yoldan dönmek, günahların kalplerde bıraktiği kirlilikten arınmak, ilahi affa ve rahmete ulaşmak, davranışlarına çeki düzen verip iyiye ve güzele yönelmek isteyenlerin önüne açılmış bir fırsat kapısıdır.
Peygamberler ve özellikle Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bizler için üsve-i hasene, yani en güzel örnektir (Ahzab sûresi, 21). Bu yüzden Kur’ân’ı Kerim’deki Peygamber duaları ile Rabbimize yalvarabiliriz.
Peygamberimiz (s.a.s.) arkadaşlarıyla oturduğu bir mecliste Hz. Hasan’ı ve Hz. Hüseyin’ı öperken orada bulunan Akra’ İbnü Hâbis, on tane çocuğu olduğunu ve onlardan hiçbirini öpemediğini söylediğinde Efendimiz, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Buhari, Edeb, 18; Müslim, Fedail, 65) buyurdu.
Dinimize göre insan, kâinatın en değerli varlığı olduğu için akıl ve iradeyle donatılmış, vahye muhatap olmuş, kendisine yeryüzünde Allah’ı temsil görevi verilmiş ve yaptıklarından sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle bütün davranışlarımıza dikkat etmemiz gerekmektedir.
Yüce dinimiz İslâm, insan hatayına büyük önem vermiş, haksız yere bir insanı öldürmeyi bütün insanları öldürmeye, bir canı kurtarmayı da bütün insanları kurtarmayı denk tutmuştur (Mâide sûresi, 32).
Konuşmak, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli bir meziyet olup, Cenab-ı Hakk’ın insan oğluna bahşettiği en büyük nimetlerdendir. Bu sayede insan meramını anlatır, düşünce ve duygularını başkalarına aktarır.